"ya şimdi sinir olucam ben orda"
"bak ben selam vermem siz verirseniz konuşursunuz"
"of karnım ağrıdı biraz benim"
"kimle geldi acaba?"
"yok ben çıkamıcam galiba yukarı"
"heyecanlandım."
"of ne saçmalıyorum?"
zamanında canın olan insanla aylar sonra böyle karşılaşırsanız bu şekilde konuşursun kendinle. çünkü siz bişeyi konuşarak bitirmeyi bile beceremeyen insanlarsınız.
"burda bile suçu ortaklaşa paylaşmaya çalışıyosun. bari kendine artık yalan atma. senin şahsi fikrin zaten herşeyi yüzyüze konuşup halletmek. sevgini de, endişeni de, umursamazlığını da mesajlarına yüklemek değil, doğrudan yüzüne söylemek. konuşmayan, konuşamayan, yaşayamayan "o". şunu bi yüksek sesle söyle artık ya. allasen yani."
içimden bangır bangır yükselen vicdanıma teşekkürlerimi borç bilirim.
ya ben anlamıyorum. ben aylar önce ne düşünüp de bitirdim bu işi? işte efenim insanları değiştiremezsin nasılsa öyle kabulleniceksin bıdı bıdı. değişmedi, değişmez de. en azından olduğu gibi davrandı, ben buyum işine gelirse dedi. sen elmayı seviyosun diye elma da seni sevmek zorunda mı? evet zorunda. ama zaten sorun sevmekte değil. öperken, elini tutarken, gülümserken, sevişirken değil ki sorun. konuşurken. hayatı paylaşırken. hayat bu hayat! şaka değil.
"boğulurdum her sağanakta yüzmeyi öğrenmişim sanki bugün.
bir tuzağa kaptırmıştım kendimi ama eminim tanrı var bugün."
he kreş kurtarıcak zaten seni. salaksın ha. küçük salak.
aptalsın da. bi rest bile çekemiyosun. yüzsüz.
kolundan tutup seni onunla olmaya mecbur etmeye bile cesareti olmayanın peşinden git hala.
yüzsüz. sen çok üzülürsün daha. ben sana söyliyim.
salak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder