30.06.2010

a short goodbye.



hepsi sana! oren lavie.

done with you

üç gecedir uyuyamıyorum. yatakta bi sağa bi sola dönüp duruyorum, sıcak basıyor yorganı atıyorum. sonra kendimi çok savunmasız hissedip yerden alıyorum yorganı. küçüklükten beri böyle bi alışkanlığım vardır. incecik çarşaf da olsa üstümde mutlaka bişey örtülü olmalıdır. onun beni herşeyden koruduğuna inanırım.

ben niye uyuyamadığımı biliyorum. keşke yapmak istediklerimle ilgili kaygılanacak vaktim olsa. keşke bilmem ne kitabını okuyamamış, ya da bilmem ne filmini izleyememiş olmak olsa derdim. değil. beni ağlatmayan ama acıtan bi şey. istese ağlatır da, yerden yere de vurur. ama.

daha önce onunla ilgili çok sorun yaşamıştım ama hiçbirinde çaresiz değildim. ne biliyim karşıma alıp bi konuşmama, yüzüne bi kere gülümsememe bakardı herşeyin düzelmesi. şimdi öyle değil ki. şimdi karşımdaki o değil ki!
karşımdaki o masum, sevilesi insan değil ki. benim "sevgili" dediğim insan değil.
bazen sevmiş, sevilmiş olmanın verdiği defedilesi kibir, gurur "gözünü kapa, kulaklarını tıka" diyor bana. "sen ondan sorumlu değilsin" diyor.

bazen de içimdeki şefkat, bu yapamamazlık, bu olmamışlık "bembeyaz" diyor, "kırmızı çerçeveli bi resim, küçük prens, bi beatles albümü, onüç günün mektupları" diyor. sevda sözleri diye bağırıyor bana avaz avaz.

ona bugün de çok acıdım.

26.06.2010

.

bugün ona çok acıdım.
gecenin üçünde yatakta, küçük iskender okuyup, 23 dinleyerek yenilen pizzanın tadı başka oluyormuş dostum.

23

şöyle bi düşündüm de on yedi yıllık yaşantımda sevgisini, benden çalmaktan ziyade bana bi şeyler katmak yönünde kullanmış tek erkeğin babam olduğunu farkettim.

babam bana sıcak güneşin altında bıkmadan usanmadan yüzmeyi öğretmeye çalıştı. önce simitle, sonra kolluklarla, sonra desteksiz belimden tutarak, sonra dalmayı, sonra kulaç atmayı falan. şimdi denizde hayatta boğulmam.

babam bana bisiklete binmeyi öğretti. önce kırmızı bisikletimle dört tekerlekli, anasınıfında üç tekerlekli, sonra mor bisikletimle iki tekerlekli. çok düştüm o bisikletten, çok badireler atlattım. dizime fren bile girdi. hala izi durur. şimdi hayvan gibi de sürüyorum bisikleti.

babam şimdi de bana araba kullanmasını öğretiyor.
"Sağa yanaş dur bakıyım. biraz nazik dur. içim dışıma çıktı."
"Kalk bakalım şimdi. kızım kalkarken bire takıcaksın vitesi unutma şunu artık."
"Tak geri vitese çık bakıyım şu rampayı. evet iki derste ehliyeti olan anneni sollamayı başardın burcu aferin. annene söyleme sakın."
Şimdi acil bi durumda ambulansı kullanabilirim. uçak konusunda hala tereddütlerim var.

Babam şimdi odamı kendim boyamam konusunda beni destekliyor. hem mobilyalarımı hem odamı boyucam. işim çok zor efendim. ama bomboş oturduğum bu günlerde beynimi meşgul edeceğini düşündüğüm çok önemli bir hadise benim için.

Yeni bi insanı tanımak bana zor geldiği için eskileri hep hayatımda tutmaya çalışıyorum gibi geliyor bana. o insanla ömrümün dolduğunu görmezden geliyorum sanki. can'la barışmak istemesem de onun hayatımdan çıktığını düşünmüyorum mesela. eninde sonunda yeniden görüşücez diyorum. nereye görüşüyosun sen ya? niye görüşüyosun ayrıca? sanki böyle şey gibi oluyo. hani uzaktaki kuzeninle msn listende ekli olsa bile konuşmazsın ama hayatından da çıkarmazsın ya sonuçta; onun gibi bişey. sanki can benim ailemden biriymiş gibi. ona ihtiyacım yok. ihtiyacım olsa "gel" derim. ama ben "git" de demiyorum. hayatımda durmasına izin veriyorum. belki de ona hayatımın adamı demediğim içindir. bazı insanlara "git" demeyi, hayatımda öylece durmalarına tercih ediyorum. çünkü onların hiçbir şey yapmaması, beni bırakıp gitmelerinden daha çok yoruyor beni.

"yüzünden başlasam gitmeye uzaklara. duymasam kimseyi.
sonu olmasa ummadık rüyalarda eksilse yok olsa bile değer."

ah harun.

seda'yla bana bi bilog açmaya karar verdik.
"burcu bilgisayar öğrenirkene".
ahsdjhjhdjdhk.

Şaka değil. devir teknoloji devri. bilmek lazım gelir herbişeyi. fotoşopu bile kurmakta darlandım azizim. teknoloji özürlülüğüm var da hafiften. günü gününe ne yaptığımı yazıyım ki unutmayayım.

"ne kork benden ne anlatmamı iste. lütfen beni uyandırma."

lan harun!!

gerçek şu ki.

bu sefer biloğumda son derece açık olma taraftarıyım. mişel falan çok sanal oluyor yeağ. en iyisi bu. burcu'yum. burcuildeniz.blogspot.com'um.

25.06.2010

23.06.2010