30.06.2010

done with you

üç gecedir uyuyamıyorum. yatakta bi sağa bi sola dönüp duruyorum, sıcak basıyor yorganı atıyorum. sonra kendimi çok savunmasız hissedip yerden alıyorum yorganı. küçüklükten beri böyle bi alışkanlığım vardır. incecik çarşaf da olsa üstümde mutlaka bişey örtülü olmalıdır. onun beni herşeyden koruduğuna inanırım.

ben niye uyuyamadığımı biliyorum. keşke yapmak istediklerimle ilgili kaygılanacak vaktim olsa. keşke bilmem ne kitabını okuyamamış, ya da bilmem ne filmini izleyememiş olmak olsa derdim. değil. beni ağlatmayan ama acıtan bi şey. istese ağlatır da, yerden yere de vurur. ama.

daha önce onunla ilgili çok sorun yaşamıştım ama hiçbirinde çaresiz değildim. ne biliyim karşıma alıp bi konuşmama, yüzüne bi kere gülümsememe bakardı herşeyin düzelmesi. şimdi öyle değil ki. şimdi karşımdaki o değil ki!
karşımdaki o masum, sevilesi insan değil ki. benim "sevgili" dediğim insan değil.
bazen sevmiş, sevilmiş olmanın verdiği defedilesi kibir, gurur "gözünü kapa, kulaklarını tıka" diyor bana. "sen ondan sorumlu değilsin" diyor.

bazen de içimdeki şefkat, bu yapamamazlık, bu olmamışlık "bembeyaz" diyor, "kırmızı çerçeveli bi resim, küçük prens, bi beatles albümü, onüç günün mektupları" diyor. sevda sözleri diye bağırıyor bana avaz avaz.

ona bugün de çok acıdım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder